28 Kasım 2010

f.book me


Her şeyi alt kümesi yapan, kendine bir şekilde dahil eden şu sosyal ağ'ın nasıl ve kimler tarafından yeryüzüne kazandırıldığını anlatan film The Social Network.

Filme çok yakın durmamama rağmen Eduardo Saverin'i oynayan yaratığın Boy A' den beri zihnimde güzel bir yerlere taht kuran Andrew Garfield olduğunu görünce daha fazla kayıtsız kalmak istemedim. Hadi Justin faktörünü bir kenara bıraktım zaten ama asıl mesele o değil. David Fincher yapımı olması da zaten başlı başına yeterli bir sebepti filmi görmeyi istemek için, abartmayayım. Sonuçtan memnun kaldım. Mark'ı takip etmek kolay iş değil. Öyle de olmamış zaten. Imdb'den uzağa gidemeyeceğim. Beğendim.

18 Kasım 2010

better days


bazı insanların çalışmaları içte üretme ihtiyacı doğuruyor ama bazen o gücü bulamıyor insan kendinde ya da o azmi. kendine kapanmak daha kolay geliyor. gözünü kulağını kapatmak. çevreye kapanmak.

13 Kasım 2010

oysa camdaki sardunya gibi üşür bana biçtiğin ömür


O günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.

Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.

Bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
Bıraktın, unuttum, unutuldum.

Seni kırdığım yerde beni de kırdılar,
Ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.