27 Kasım 2009
sonu yoktur çünkü güzel şarkıların
mesela sen küçük hanım,
sen zaten güzel olup, yaşadıklarıyla daha da güzelleşebilmeyi becerebilenlerdensin. bu zaman zaman etrafındakileri yok yere uzağa itmediğin anlamına gelmese de yerin yurdun belli. hep buralardasın. kırmızı ojeyi küçük parmaklarına sürmeyi seversin. birlikte ilk yediğimiz şey olan patlıcanlı gözlemeyi eminim ki hatırına getiremezsin. birlikte karıştırılan dolapları düzeltmeyi bana kakalamayı iyi bilip, boyundan büyük olmayan buhranlarını koynuna alarak boyuna büyük gelen yatağından çıkmamayı görev bellersin. var yere ağlar, yok yere kahkahalar serpersin. kalbindeki listeyi gereğinden sık günceller, hayalkırıklıklarına kışlık çorap örersin. geceleri aklına mukayyet olabilmek için okuduğun kitapları gazete kağıdına sarıp karşı tarafa ruhuna şahitlik etmeleri için göndermeyi akıl edemezsin. hayattan sürekli güzel günler bekler ama ona güzel sözler söylemeyi gururuna yediremezsin. atladığın iplerde ancak bellere kadar gelir, sonra gerisin geriye göz pınarlarına dönersin. çoğu zaman gri, ancak her zaman mavisin. şimdi dudağının kenarındaki tebessümü bi zarfa koyup bana gönderebilirsen karşında beni bulursun. doğduğun için sevinen, olduğun için övünen ellerdesin.
bir de,
doğum: kişinin ilk reklamı(ymış), ölüme.
nice mutlu reklamlara..
iliştiren: lobelia an: 22:03 1 laf geldi:
yama: esr, mutlu yıllar
25 Kasım 2009
alice in wonderland..
iliştiren: lobelia an: 18:49 0 laf geldi:
yama: Anne Hathaway, Helena Bonham Carter, Johnny Depp, Mia Wasikowska, movie, Tim Burton
19 Kasım 2009
kuşun saatler geri alınmasın
yirmialtı..
on.
iki.
iyi geceler.
iliştiren: lobelia an: 00:33 0 laf geldi:
17 Kasım 2009
kahve..
iliştiren: lobelia an: 11:35 0 laf geldi:
yama: garip şeyler, kahve
04 Kasım 2009
gülümsediğinde bileklerini kesenlere ne olacak
iliştiren: lobelia an: 10:42 6 laf geldi:
yama: haşerat-ül zehr-i zıkkım, mutlu yıllar, tuçe
03 Kasım 2009
nayn
iliştiren: lobelia an: 10:14 0 laf geldi:
yama: Daniel Day-Lewis, Judi Dench, Kate Hudson, Marion Cotillard, movie, Nicole Kidman, Nine, Penélope Cruz, Rob Marshall, Sophia Loren, Stacy Ferguson, şahane şeyler
01 Kasım 2009
okumak iptiladır müptelalara selam!
İstanbul Kitap Fuarı dün kapılarını kitap müptelalarına açtı açmasına da, insanın gözü dönüyor içeride. Şahsen benim öyle oldu. Yine son kuruşuma kadar hepsini yatırdım. Yanımda daha olsa gözüm görmez onları da yatırırdım. Ama insan kendini bilmeli ve kendine karşı önlemler almalı diye düşündüğümden olsa gerek yanıma aldığım üçbeş kuruşla saldırdım resmen. hayır utanamıyorum. izlenimlerimi de şöyle anlatayım:
çılgın hava koşulları nedeniyle fuara ulaşmakta biraz sıkıntı yaşasam da neticede varabildim. arka kapılardan birinden girmem sonucu bittiğini düşündüğüm İstanbul Sanat Fuarı'nın göbeğine düştüm. etraftaki sayısız eserden ötürü biraz sersemledim, nihayetinde insan hangisine bakacağını şaşırıyor. neyse, biraz dolaştıktan sonra sanırım aklımda en belirgin kalan eserlerden biri dev sivrisinekti. bunun yanı sıra 'gerçekten' televizyon başında oturan kızın da eserler biri olduğunu düşünmem yanlış olmaz sanırım çünkü soyut çalışmalar ağırlıktaydı. biraz sonra izlediğim dans gösterisini yine izleyicilerden olan bir adamın ''terbiyesizler!'' diyerek anlam veremediğim bir hışımla terketmesi de oldukça sanatsal bir yaklaşımdı. jdfhjdfh. cıvıtma! derken etrafta ellerinde alkol dolu tepsilerle garsonlar fink atmaya başladı ve netice hava buram buram sanat kokuyordu.
oradan fuar alanında mesafeler katederek mevcut insan yığınlarını aşmak suretiyle asıl amacımıza ulaştık ve kendimizi ortamın davetkârlığına kaptırdık. kitap didiklemekten kendimi alı koyamıyorum da..
olağan bir şekilde Doğan Kitapçılık'ın önünde inanılmaz bir kuyruk oluşturmuştu Elif Şafak'a aşklarını imzalatmaya gelenler. Ve ben bu insan topluluğunun içinden geçerek karşıki standa gitmekle yetindim. Popüler olandan uzak durmak gibi bir derdim var. Anlam veremesem de avam buluyorum herkesin Aşk hastalığını. Çünkü Elif Şafak'ı bilen de okuyor, bilmeyen de. aynı şekilde tat alan da almayan da. bir kitabın ve yahut herhangi bir şeyin popüler sayılmaya başlanması ve bir moda akımı yaratması beni o şeye karşı olumsuz fikirlerle dolduruyor. misal, Aşk. okumadım. kardeşim çıktığı gün aldı. evde pembe pembe duruyor. okumam da. bir diğer örnek Olasılıksız, bir diğeri Masumiyet Müzesi. Bu gider böyle.. ben bunlara yanaşamıyorum. bestseller listesi de benim için direk ofsayt. ha bu yapılması gereken bir şey demeye çalıştığımdan değil ama herhangi bir ürünün veya oluşumun şimdi bu popüler, herkes bunu okuyor, herkes bunu giyiyor, herkes bunu izliyor şeklinde etiketlenmesi bana iğreti geliyor. ben bunlarla memnun olamıyorum. kusura bakma Elifçiğim durum bu ama kişisel almana hiç gerek yok çünkü bak duymak iyi gelecekse şahsen diğer kitaplarını okumayı tercih ediyorum. öncekileri. sanırım bununla yaşayabilirsin. ben de öyle. umarım imzanı güzel atmışsındır. öpüyorum canım.
''Beyazdaki Kara kuşaklar arası mobiliteyle ilgili olduğu kadar, kırsal yaşamın yok oluşuyla da ilgili bir roman. Alfred'in bekçilik yaptığı Albion Parkı, adeta romanın başka bir karakteri. Park, İngiliz geleneğini, geçmişi temsil ediyor. Alfred yabancıların olmadığı "eski güzel günler"den özlemle söz ediyor. Pastoral İngiltere yerini şehirleşmiş, çok kültürlü çağdaş İngiltere'ye; suşi barların, kaldırım kafelerinin, "renkli derililer"in, yeni yetmelerden oluşan çetelerin dünyasına bırakmıştır. Bu yeni dünyada Alfred gibilere yer yoktur...''
-afiyet olsun-
iliştiren: lobelia an: 22:38 4 laf geldi:
yama: Barış Bıçakçı, Donna Leon, İstanbul Kitap Fuarı, İstanbul Sanat Fuarı, kitap, Maggie Gee, Murat Uyurkulak
30 Ekim 2009
aklımın iplerini kestim
iliştiren: lobelia an: 10:08 0 laf geldi:
yama: gözlerini kaçırma yağmur, strawberry fields forever, The Beatles, şarkı
28 Ekim 2009
sessiz kuş gülüşleri
iliştiren: lobelia an: 21:51 0 laf geldi:
yama: kuşlar sizi seviyorum











